İçerik
Ölüm karinesi, Türk hukuk sisteminde belirli şartlar altında kayıp kişilerin ölmüş sayılmasını sağlayan yasal bir kurumdur. Bu kavram, uzun süreli kayıplarda miras, mal paylaşımı ve aile hukuku gibi alanlarda ortaya çıkan belirsizlikleri gidermek için kritik öneme sahiptir.
Tanımı ve Hukuki Dayanağı Nedir?
Ölüm karinesi, bir kişinin en az 5 yıl boyunca haber alınamaması veya ölüm ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda (örneğin, savaş, deprem) mahkeme kararıyla hükmen ölümünün kabul edilmesidir. Türk Medeni Kanunu (TMK) Madde 31-33, bu süreci düzenler.
Temel Şartlar
Kayıp Süresi:
- Genel kural: 5 yıl haber alınamama.
- Olağanüstü durumlar (yangın, sel): 1 yıl yeterlidir.
Ölüm Riski: Kişinin ölümle karşılaşma ihtimalinin yüksek olduğu kanıtlanmalıdır.
Mahkeme Kararı: Kesin hüküm için Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvuru şarttır.
Başvuru Süreci Nasıl İşler?
Başvuru Yetkisi:
- Yakın akrabalar (eş, çocuk, mirasçılar) veya ilgili kurumlar (Savcılık) başvurabilir.
İstenen Belgeler:
- Nüfus kaydı, son görülme tutanağı, tanık ifadeleri ve olağanüstü durum belgeleri.
Mahkeme İncelemesi:
- Deliller değerlendirilir, ilan yoluyla kayıp kişi aranır.
- Kesinleşen karar, ölüm kaydı olarak nüfusa işlenir.

Hukuki Sonuçları ve Etkileri
- Miras Hukuku: Mirasçılar, tereke üzerinde hak sahibi olur.
- Evlilik İlişkisi: Eş, yeniden evlenme hakkı kazanır.
- Malvarlığı: Kayıp kişinin malları, miras hükümlerine göre paylaşılır.
- Sosyal Haklar: Emeklilik, sigorta gibi haklar sonlanır.
Önemli Not: Karar kesinleşse bile kişi geri dönerse, mahkeme kararı iptal edilir ve malvarlığı iadesi talep edilebilir.
Ölüm Karinesi ile Gaiplik Arasındaki Fark
- Gaiplik: TMK Madde 36’da düzenlenir; kişinin ölümü kesin değil, ancak malları yönetilir.
- Ölüm Karinesi: Kesin ölüm hükmüdür, tüm hukuki sonuçlar doğar.
Ölüm karinesi, uzun süre kayıp olan kişilerin hukuki statüsünü netleştiren hayati bir mekanizmadır. Sürecin doğru işlemesi için avukat desteği almak ve TMK hükümlerine hakim olmak önemlidir.